19 Eylül 2008 Cuma

münâcât

Cismimde yaşayan her zerrenin Rabbi olan Allah’ım,
Göğsümdeki kafeste atan kalbimin Rabbi olan Allah’ım,
Gözlerimin altında birikip de damlayan yaşımın Rabbi olan Allah’ım,
Dilimin söylediği Allah lâfzına, parmaklarımın arasından kayıp giderek eşlik eden tesbihimin Rabbi olan Allah’ım,
Bana ferahlık veren, beni arındıran suyumun Rabbi olan Allah’ım,
Boğazımdan geçen her lokmanın Rabbi olan Allah’ım,
Beni ısıtan, beni aydınlatan Güneş’in, bana huzur veren, beni düşündüren Ay’ın, beni serinleten rüzgârın, beni gölgelendiren bulutun, beni neşelendiren çiçeğin, beni rahatlatan denizin Rabbi olan Allah’ım,
Beni şükrettiren, beni mutlu eden, bana ilham veren, beni heyecanlandıran, beni hüzünlendiren İstanbul’un Rabbi olan Allah’ım,
Bir damla suyla bin çeşit nimet veren toprağın Rabbi olan Allah’ım,
Tersine akan akarsuyun, sıcak-soğuk, tatlı-tuzlu suyu birbirine karışmayan denizin Rabbi olan Allah’ım,
Çocuksu bir mutluluk veren gökkuşağının Rabbi olan Allah’ım,
Yanmak pahasına ışığa uçuşan Pervane’nin Rabbi olan, aşkın Rabbi olan Allah’ım,
Yavrusunu koruyabilmek için insana direnen kuşun Rabbi olan Allah’ım,
Görmesem de var olduklarını bildiğim amiplerin, terliksilerin böceklerin Rabbi olan Allah’ım,
Dağ gibi adamları yataklara mahkum eden, hayatlar söndüren virüslerin Rabbi olan Allah’ım,
Aslana yem olmamak için korkuyla koşan ceylanın Rabbi olan Allah’ım,
İnsanın nefsaniyeti altında acıyla çırpınan tavşanın, ayının, tilkinin, fokların Rabbi olan Allah’ım,
Barış getirme sözü altında ölen çocuğa üzülmeyen adamın Rabbi olan Allah’ım,
Savaşta evi yıkılıp da tek yapabildiği, yaşlı gözünü göğe çevirmek olan kadının Rabbi olan Allah’ım,
Helal rızık kaygısıyla, her sabah evine ekmek getirmek için sokağa çıkan adamın Rabbi olan Allah’ım,
Ölüm için tek gerekçesi camdan bakmak olan minik çocuğun Rabbi olan Allah’ım,
Senden başka her şeye anlayışla yaklaşan, yediği lokmayı kendinden bilen, her başardığında Sana karşı güçlendiğini zanneden ateistin Rabbi olan Allah’ım,
Milyonlarca insanın ona doğru aktığı, çıplak kayasında Rahmetin parladığı, kuru toprağına âşık eden Mekke’nin Rabbi olan Allah’ım,
Rüzgârında şefkatin estiği, letafetinin yüzlere yansıdığı, en kudsî misafiri bağrında ağırlayan Medine’nin Rabbi olan Allah’ım,
Yûsufî güzelliğe şahit olmuş, Züleyha’nın aşkını seyretmiş, Kelamullah’ı duymuş, Hz. Musa’nın sabrına tanık olmuş Mısır’ın Rabbi olan Allah’ım,
Uğruna nice kanlar dökülen, gözyaşı kana karışmış Filistin’in Rabbi olan Allah’ım,
Milyarlarca mucizenin Rabbi olan Allah’ım;
Kudretine şahit yaz beni,
Adaletine şahit yaz beni,
Merhametine şahit yaz beni,
İzzetine şahit yaz beni,
Sabrına şahit yaz beni,
Kulluğuna kabul et beni,
Aczime şahit ol.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

bitanem.kitaronun müziği eşliğnde okudum münacatı..sanki senin yüreğinle seyretti yüreğim kainatı.birbiriyle pek cok alakası olmayan konuyu anışına bakarsak kelebek gibi pırpır ucuşmuş yüreciğin kudret akışlarında...cok huurlandım.bende eklemek istiuorum duana duamı şu ilahi sözüyle.Kudretine hayran oldum. önünde diz cöküyorum..Rabbim ufkumuzu ac kaldır bulutları ac ufkumuzu kalbimizi SANA ey RABBİM.

pervane dedi ki...

bitanem. olur ya bazen şaşırırsın yaşadığına. hem de onca farklı diyar, onca farklı cisim varken insan olduğuna, burda olduğuna şaşar kalırsın. sonra Sahibini düşünüp minicik hissedersin kendini. işte öyle bişey, işte öyle bi andı...