TV sezonu açıldı, sefih diziler yine doluştu evlere. Aşk-ı Memnu mevsimindeyiz şekerler, haydin bakalım, Behlül’e ağız suyu akıtmayan kalmasın.Oldum olası bu televizyon dizilerinin hain bir planın parçası olduğunu ve bu dizileri hazırlayanların oturup ciddi ciddi ‘Bu milleti daha nasıl yapar da bozarız’ diye toplantı yaptıklarını düşünürüm. Elimde olmadan düşünürüm, çünkü dizilere ve hatta sinema filmlerine bakınca senaryolarda kasıtlı bir seviyesizlik var gibi duruyor. Bu kadar ahlaksızlığı bu millet çok değil, 15 sene önce kaldıramazdı. Eminim herkes hak verir, 15 sene önce hiç bir tv programında bu kadar müstehcenlik yoktu.
E şimdi bunun neresi “Sanat” o zaman? Eskiden mi sanat yoktu, şimdi mi değişti tanımı? Hoş ben dizilerin sanat olduğunu da düşünmüyorum da, orda oynayanlar kendine sanatçı diyor ya, o bakımdan..
30-40 yıl önce çekilen Türk filmleri bugün hala izleniyor, oyuncularına idol, duayen bilmem ne deniyor. Peki onların oynadığı aşk filmlerinde herhangi bir müstehcen sahne var mı? Yok. Bir elele tutuşma, bir baygın bakış, gayet anlaşılır bir aşk hikayesi. Aşkı anlatmak için illa hayvani özellikleri ortaya dökmenin gereği var mı o zaman? Yok!
Peki şimdiki filmler ve diziler? Öyle bir hale getirilmiş ki, millet ağzını açıp ahlaksız bulduğunu bile söyleyemiyor. Sanat deyip geçiyorlar kenara, sen sanata saygısızlığınla kalıyorsun. Yok ya! Hayır efendim, düpedüz ahlaksızlık, sanat manat değil. He belki manat olabilir tabi. Sanatçılığı soyunmakla doğru orantılıysa ben ona sanat demem, diyen de beri gelsin.
Bu millet çok TV izleyen bir millet, ne versen örnek alacak kadar çok. Sokakta gördüğümüz manzaralar bile değişti bu TV kanallarının artmasından sonra. İnkar edecek bir şey yok, doğruya doğru. He onu da ahlaksız bulamıyorsun, o zaman da çağdaş olamıyorsun. Hiç kusura bakılmasın, ben televizyonda rastlayınca kanal değiştirdiğim bir sahneyi otobüste ön koltuğumda görürsem açık ve net söylerim; “Bari ininceye kadar bekleseydiniz!!” diye.
Başlarım öyle sanata da modernizme de.