Abimle benim aramda iki yaş var. Beraber büyüdük, çok didişirdik, abim beni kendine rakip olarak görürdü, ondan 2 yıl sonra gelip mevcut ilgiyi ikiye böldüğüm için. Tabi bu tesbiti ben ancak seneler sonra yapacaktım. O zamanlar anca altta kalanın canı çıksın prensibiyle hareket ediyordum.Görüntüde çok sevgi dolu, dayanışma içinde geçmese de ilişkimiz, abimi hep çok sevdim. O da beni severdi de belli edemezdi, hâlâ da çok göstermesini bilmez. Sadece durur durur damardan girer, koparır meseleyi.
Bunları düşüne düşüne gittim Mommo’ya. İstedim ki kendimden bişeyler bulayım, duygulanayım, içim ısınsın falan. Geçen hafta haberlerde tanıtımını izlemiştim, çok ilgimi çekmişti, güzel bir şey bulacağıma inanmıştım.
Hikâye biri 9, diğeri 7 yaşında iki öksüz çocuğa ait. Annelerinin ölümünden sonra babaları tarafından da terk edilen, dedelerinin bakmaya çalıştığı, yuvaya gönderilme, Almanya’daki teyzelerinin yanına gönderilme, yani hep bi gönderilme söylentileri arasında kalmış iki çocuk.
Anadolu’nun bir köyünde geçen hikâye gerçek hayattan uyarlanmış. Bu, etkileyicilik açısından avantaj katıyor bence. Çünkü ben genelde gerçek olduğunu bildiğim filmlerden daha çok etkileniyorum.
Fakat, mealesef umduğumu bulamadım. O kadar sakin, o kadar tek düze, o kadar boşluklarla doluydu ki, hadi hareketlensin, hadi canlansın diye beklemekten içim geçti.
Filmin konuşulan ve bir anlam içeren sahnelerini ayıklasan elinde anca 20 dakika falan kalır diye düşünüyorum. Gerisi sessizlik, gereksiz görüntüler, beklemeler…
Filmin yönetmeni Atalay Taşdiken, bir reklam yönetmeni. Bu ilk sinema filmi. Bana düşündürttüğü şey şu oldu; bu adam filme de reklam mantığıyla yaklaşmış. Tek bir görüntüden ibaret sahneler, tek bir söz, yalınlık. Hani reklamlarda olur ya, dan diye bir görüntü çıkar, altına da tek bir cümle, ama sen anlarsın tüm mesajı. Ya da biri gelir sadece bir lâf eder ve bu slogan her şeyi anlatır. Aha film de bunlardan ibaretti. E ama seyirci bir açıklama ister, o sahnelerin altının doldurulmasını ister değil mi?
Sonra beni en çok hayal kırıklığına uğratan şey şuydu: Bu hikayeyi versen bir yabancı yönetmene, sular seller gibi bir drama çıkarır önüne. Ya hadi yabancıya gitmesin Mahsun’a ver, gör bak neler yapıyor adam bu hikayeyi. İki gözün iki çeşme olmazsa şerrrefsizim :))
Bir kere filmin adı Mommo, ben sandım ki kız kardeş mânâsına geliyor. Meğer çocukların korktukları bir hayal ürünüymüş. Filmde çocuklar bu Mommo dedikleri şeyden korkuyorlar, iki-üç sahne var bunla ilgili ama devamı yok, hatta ne başı ne sonu var. N’oldu o Mommo’ya, işin aslı neydi, nerden çıkmıştı, niye korkuyorlardı.. hiççç…
Minik oyuncular çok tatlıydılar ve gerçekten kabiliyetleri vardı. Ama ben yönetmenin bu kabiliyetleri de iyi değerlendiremediğini düşünüyorum. Çok daha güzel sözler yazabilirdi. Bir kelime söyleteceğine iki kelime söyletip kendini daha iyi ifade edebilirdi. Çocukların duruşlarına ve tavırlarına da daha iyi çeki düzen verebilirdi.
Sonuç olarak derim ki, film Almanya Nürnberg’de En İyi Film ve Seyirci Ödülü’nü almış, ben olsam vermezdim ama zaten kimse beni takmaz bu konuda.
Sinemaya gitmektense bekleyin televizyonda izlersiniz, der Pervane.



9 lafımın üstüne laf koyan:
Pervan Türk filmleri eğer ödül alıyosa bilki izlerken yüreğin çekiliyodur..Sanatsal filmler öyle oluyo malesef..yada ben sanattan anlamıyrem .))))
Ne iyi ettin de anlattın..
Gidip görmüş kadar oldum desem yeridir..
Yönetmenin kafası sadece 20 dakikalık çalışıyormuş demek ki. Reklam filmi çektiğini sandı belki de..
Adını ilk duyduğumda yabancı film sanmıştım ben de..
En iyi seyirci ödülünü almasını anlarım..Büyük umutlarla gitmişlerdir senin gibi..
Ama En İyi Film seçmelerindeki kıstas farklıdır bence burada.
Ne bileyim kullanılan kameralar,çekim açıları,filmin geçtiği bölge vs..
Yoksa senin de dediğin gibi fos yani:))
Abinle sevginizi gösterin birbirinize ya,çekinmeyin.Hep böyledir,içinde saklar insan.Oysaki hayat çok kısa :(
Zaten şu ödül alan Türk filmlerini nasıl seçerler hiç anlamam :D Çoğu da berbat oluyor yaff özellikle mi berbatlarını seçerler acaba.. Sanat böle bişi sanırım :p :D
ilham perisi; yüreğim çekilsin diye çaba da gösterdim ama olmadı n'edem :(
zeugma; aynı fikirdeyim, benim anlamadığım teknik güzellikler vardı herhalde, ben içeriğe bakmıştım.
abim evlendikten sonra daha belli eder olduk zaten, kıymetlerimizi daha iyi anladık galiba :)
çilekli; yav hakkaten ben de anlamıyorum. mesela soyut resim olayından da hiç anlamam ben. geç karşısına elini çenene koy konuş, hiç benlik değil.
peri, zeugma, çilek; o zaman ortak olarak diyebiliriz ki, biz sanattan anlamıyırek, entel dantel takılmasınlar bize :))
gitmek üzereydim vazcaydım sayende...Bari güneşi göreyim gidip de :P
hala görmedin mi aa! e yani onu mommo'ya tercih et bence, mommo'yu tv'de ya da bi arkadaşının dvd'sinde izle. o kadar beleşe getir yani :)
-Anlaşıldı Mommo'ya gitmiyorum...
Televizyona çıkarsa ilk reklam bölümüne kadar izlerim,sonrasını da o an karar veririm..:)
İyi geceler Pervane...
Filmi ne guzel eleştirmişsin böyle:) izlemeyi duşunuyodum ama bu eleştıriden sonra izlemem. Ve benimde 1 yaşkuçük erkek kardeşim var.. Kücükken ne kadar didişsekte şu anda görunmez bağlarla bağlıyız:)
eh kardeşlik böyle bişey :))
Yorum Gönder