18 Aralık 2008 Perşembe

fresh air please!

kapalı mekanda sigara içmek yasaklandı yasaklanalı millet sokakta, caddede, otobüs durağında, dükkan önlerinde, kısaca açık alanın verdiği tüm imkanları kullanmak suretiyle her yerde sigara içiyor.
ya kardeşim hava alacak yer kalmadı şehirde.
adamın sevmediği kıl burnunda bitermiş ya, ne zaman sokağa çıksam önümde sigara püfürdeten biri bitiveriyor. otobüs bekliyorum, Allah'ım niye nefes alamıyorum diyorum, kim içiyor gene diyorum, bakıyorum hemen sağımda, solumda ya da arkamda, böyle bi sobeleme felaketi an be an.
gene kapalı mekanda içirsinler şu zıkkımı ya, memleketin havası bozuldu bu yasaktan sonra. oksijen zaten azalmıştı, yok araba egzozu, yok hönküre hönküre giden otobüsler, böğüren kamyonlar...
kötü kokulara hassasım ama olmasam da zararlı nihayette.
hadi motorlu taşıtları geç, bari sigara içilmesin.
şimdi sigara içenler de, kardeşim kapalı mekanda içme, açık havada içme, amma karıştınız nerde içeceğiz diye feryad ü figan eyleyebilir haliyle. e içme o zaman, çok matahtı ya sigara içmek, hem suçlu hem güçlü olma sen de. git evinde iç, aileni zehirle.
elalemin böyle rahatsız edilmesi ve zehirlenmesine siz deyin insan hakları ihlali, ben diyeyim kul hakkı.

sigara içenleri çeşitli dernek faaliyetlerine davet ediyorum. ikad-der bunlardan birisi.
İstanbul kadın kuruluşları derneği. uy-ma isimli proje gönüllülerinden biriyim ben de.
uyuşturucu madde bağımlılığı ve bağımlılık yapan madde kullanımlarını önlemeye, halkı bilinçlendirmeye çalışan faaliyetler içerisindeler.
sigara da bu maddelerden biri haliyle.
bununla ilgili yakın zamanda beylere bir seminer var. ancak gitmeden önce aramak gerekiyor çünkü yer kısıtlı. bilgiler de şöyle, ilgilere duyrulur.

Eğitim tarihi: 27 Aralık Cumartesi
Eğitim Saati: 13 00
Eğitim adresi: Hanımlar İlim ve Kültür Derneği-Haseki- 0212 588 45 96
Eğitimi veren:Narkotik Şubesi Eğitim Müdürlüğü, SERKAN DÜZENLİ

7 Aralık 2008 Pazar

Pervane'nin doğduğu an



Yârimin Evinin Kara Örtülüsü,

Sen,.. örtüsünün karasında kaybolduğumsun.
Sonra da kendimi bulduğumsun.
Sen duruşuna hayran olduğum, etrafında Pervane olduğumsun.
Döndükçe yandığım, yandıkça döndüğümsün.
Sen, hem derdimsin, hem devâmsın.
Dualarımı yakansın, duada yandığımsın.
Özledikçe göze yaş dolduran, kavuştukça çağlatansın.
Sen, gönlümün huzuru, içimin ferahısın.
Sen, yüreğimin geldiği yersin.
Sen, ruhumun kıblegâhı, secdegâhısın.
Sen, en güzel hayalim, en güzel gerçeğimsin.
Sen hayatsın, sen ölümsün.
Sen vuslatsın, sen firaksın.
Sen ayrılık acım, vuslat heyecanımsın.
Sen gözümün nuru, gönlümün sürurusun.
Sen huzurunda arındığım, Rahman’ın rahmetine sayesinde sığındığımsın.
Sen, benim için Adem’in cenneti, İbrahim’in gülistanı, Eyyüb’ün şifası, Süleyman’ın tahtı, Musa’nın Tur’u, Yusuf’un Sultanlığısın.
Sen, Muhammedimin -sav- hasreti, hüznüsün.
Sen, gecemsin gündüzümsün.
Sen bakmaya doyamadığımsın, uzaklığına dayanamadığımsın…
Sen, candan içre canımsın.
Sen benim gönlümsün.
Sen, seyriyle can vermek istediğimsin.
Sen duamın kabulüsün.
Sen, Siyah İncimsin…

not: 2005'ti, Beyt'in karşısıydı, akşam olmak üzereydi, kalabalıktı, büyüleyiciydi, muhteşemdi...
Ve coşkuluydu, derken kalem kağıtla buluştu. Orda çıktı Pervane sözü. Tam layığıydı mekânın.

not2: Herkese güzel bayramlar olsun...

6 Aralık 2008 Cumartesi

iletişim benim de hakkım

türksel telsim ve aveadan bana bir iyilik yapmalarını istiyorum.
sesini duymak istediğim çok kişi var ama hepsinin hattı farklı. bana bi güzellik yapsınlar hepsini arayayım, yarım saatten çok konuşayım ve faturam kabarmasın.
türksel kazıkçı, avea doğru dürüst çekmiyor, ık mık gak guk ne konuştuğunu anlamıosun, telsimi çevremden kimse kullanmıyor.
connecting people yapamıyoruum.
eyy üç büyükler yok mu bana bir çare? tarife yumurtlayan tavukların hepsi benim olsun, ben de oh be diyeyim, kimse bana cık cık demesin, olmaz mı hacım?