aklımdaki başlığı yazmayacağım

Aptal olduğunu düşündüğüm için sevmediğim insanlar var. Hatta şöyle söyleyeyim, etrafımda sevmediğim hepi topu 3–4 kişi var, onlar da aptal. Aklını kullanamayan kişiye tahammül etmeyi öğrenemedim hala.
Ama bugün fark ettim ki, aklı öne sürerek insanları beğenmemek aslında bir çeşit kibir.
“Ben akıllıyım ve onun aptal olduğunu fark edebiliyorum. Hatta fark etmekten öte, onun aptal olduğuna karar verdim. Hey dostum sen aptalsın, ben senle yumurta bile tokuşturmam.
Aaaahh-ha-ha-haaaaa küçük aptaaaalll…”

N’olmuş aptalsa, sonuçta insan. Sonuçta onun da verecek bazı hesapları var. Sonuçta onu da yaratan bir Rabbi var. Sonuçta o da bir şeyler hissediyor kendince, sana belki çok uzak olsa bile.
O da bi yerlerde senin onu küçük gördüğünü anlatıyor birilerine. O da farkında bir şeylerin.
Hayatta güzel bir şeyler yaşamak için çok akıllı olmak gerekmiyor. İyi niyetli olmak gerekiyor. Akıldan önce kalp var. İman bile aklın kabul etmesiyle değil, kalbin kabul etmesiyle hakikatini buluyor. Belki onun kalbi senden daha güzel, daha sevimli.

Ve bir şey daha. Aptal dediğim kişiler hakkında ben öyle düşünüyorum, ama belki de herkes benimle aynı fikirde değil. Başkası da onları akıllı buluyor belki. Belki benim akledemeğim bir şeyi onlar akıl ediyor. Belki ben kendimi çok akıllı zannediyorum. Belki ben kibirden ölüyorum. Bir takım malum mahlûkatlar da benim bu halime bi taraflarıyla gülüyorlar belki.

Olamaz mı? Olabilir.

14 lafımın üstüne laf koyan:

hakan-can dedi ki...
04 05 2009 12:36

Güzel bir tespit Pervane...Bazen aptal zanettiğimiz kişiler,akıllı sandıklarımızdan daha akıllı çıkabiliyor...
Akıldan önce kalp olduğunu ifade etmişsin çok doğru bişey bu...

Önce niyet ve kalp temizliği gelir dimi ama..:)

Güzel bir hafta geçirmen dileğiyle...

müzmine bekar:) dedi ki...
04 05 2009 12:39

farkına varabilmek de bir erdem...sen da kavuşmuşsun sanırım bu erdeme...onu bunu bırak imanı olmayanlara bile o gözle bakacak olsam kendimi şöyle bir toparlıyorum;"heey! dur bakalım,kendi imanından sonuna kadar eminmisin,onların iman etmiyeceğinden eminmisin...sonumuzun nasıl olacağını biliyorsun sanki" diyorum...

çok iyi analize edip yazmışsın,faydalı paylaşımdı...kalbine sağlık;)

ebru dedi ki...
04 05 2009 12:45

Çocuğun bile anladıklarını ısrarla anlamayanlara aptal demek haksızlık mı? Eş olacak insansa bu, ona da ne kadar tahammül edilir ki?
Evliya sabrı bu olsa gerek :)

çileklisüt dedi ki...
04 05 2009 12:52

Mantıkçı insanların takıldığım bir noktası var onuda çok güzel özetlemişsin.

Mantıkçılar cidden aklen çok ilerlemiş, zeki kişiler oluyor ve duygusal artı hayalperest olan (ama aynı zamanda yaratıcı olabilen) kişileri "aptal" etiketiyle anıyorlar.

Velhasılı kelam güzel ve anlamlı bir özeleştiri ve ibretlik bir yazı olmuş. Hem mantıkçı hem erdemli bir insan olmak herkese nasip olmaz :)

Pervane dedi ki...
04 05 2009 17:14

@ ebru; ne diyorsun sen bacım! nasıl bir şeysin sen, müneccim misin, takma isim mi kullanıyorsun, şok oldum, oturup anlatsam ancak yapabilirdin bu yorumu, yazma sebebim buydu zaten. neyse, öptüm gözlerinden :)

@hakan; şu kalbi bi temizlesek bunlar sorun olmayacak zaten.. senin için de güzel bir hafta olur inşallah :)

@müzmine; teşekkürler evvela. necip fazıl'ı hatırlattın bana;
"hep nefs çıkar karşıma, ölüp ölüp dirilsem,
insandan kaçmak kolay, kendimden kaçabilsem..."

@çilekli; son dediğin bizlere nasip olur inşallah :)

hayalperestlik, yaratıcık büyük bir akıl işidir halbuki, onlar asla aptal olamaz, aksini diyen kendine baksın. ben daha fenalarından bahsetmiştim ama açıklayamam, kendime söz verdim dilimi tutacağım konusunda :)

ucandepik dedi ki...
04 05 2009 20:50

güzel tespitler güzel dilekler...

Adsız dedi ki...
06 05 2009 17:53

yok normalim :) sadece çevremde gördüğüm bir örneği paylaştım. aptaldan arkadaş bile olmazken eş hiç olmaz. elbette küçümsememek gerekir. ama atalar ne demiş :
aptal dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun.
bence budur.

defne dedi ki...
06 05 2009 21:21

bir bilgin herşeyi bilmez.
ancak bir aptal bilebilir.
bir insanın aptal olup olmadığını anlamanın en kolay yolu ise herşeyi bildiğini sanıp sanmamasında gizlidir.

Elâlemin akıllısı dedi ki...
07 05 2009 15:10

Çok haklısın Pervanem, ben de bazen ne boş yaşıyor, ne boş konuşuyor, kim ki şu insan, diyorum. Kendimi bir halt sandığımı anladığım an da kızıyorum hemen kendime. Allah Resûlü buyurmuş, kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse, cennete giremez, diye hani. Onu düşünmek lazım kesinlikle..

Zeugma dedi ki...
16 05 2009 18:21

Kimsenin kimseyi hor görmeye hakkı yok..
O kişi Yaradan'ın gözünde senden daha üstündür kimbilir.
Eline sağlık.Güzel bir konu seçmişsin Pervanem...

Adsız dedi ki...
18 05 2009 21:58

Elif Şafak/Aşk kitabından:
"32. Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama."

Pervane dedi ki...
18 05 2009 23:49

@Defne; Hoşgeldin :)

@Akıllım; çok iyi dedin ya, iyi ki hatırlattın o hadisi.

@Zeugmacım; teşekkür ederim, sevindirdin :)

@Adsız; teşekkür ederim paylaşımına :)

zihincell.com dedi ki...
23 05 2009 14:29

çilekin dediği gibiyim ben.. hem erdemli hem mantıkçı.

inanmıyosun dimi.. o senin sorunun dostum.. evet evet.. senin sorunun. :D

Pervane dedi ki...
23 05 2009 21:42

@Zihni; yoo inandım, zorum ne ki inanmıyım :)

sen ööle diosan ööledir man!

Back to Home Back to Top PERVANE. © Ligneous temasını yapan: pure-essence.net. Bloggerize eden: Chica Blogger. Adam eden de: BEN :) Bütün haklarımı sakladım, yerini de unuttum. Hatırlasam da vermem o ayrı. O yüzden ne benden almaya ne de istemeye kalkmayın. Burdaki yazıları da kim okur hep merak etmişimdir. Yine de benden yazması..