7 Ekim 2008 Salı

yoksa.. yoksa...aaaahh!

evde olmaya alışık olmayan bi bünye normalinden fazla evde kalırsa ne yapar??
cevapları bilahare bekliyorum.
bendeki tecellisi de şu; olur olmadık heeerrşeye merak salma.
böyle sıralı sırasız, vakitli vakitsiz, aşermek gibi.. kabus gibi.
önce iyiydi herşey, evde okunmayı bekleyen kitaplarla başladı, sonra bilgisayara atladım, sonuç ortada zaten, mahsülünü okuyorsunuz. sonra otlara sebzelere dadandım cilt bakımı davasına, sonra incik boncuk, sonra hep bi merak edip de araştırmaya vakit bulunamamış bin çeşitli mevzular, a bu arada evde köşe bucak bırakmaksızın her gün yeni bi yeri temizleme hırsı hepsinin üstünde tabi..
allaaahhm noluyor bana! içimdeki annem sinsi sinsi gülerek dışarı mı çıkıyor, dolunay mı var aylardır, hikayenin bu versiyonunda ben bi ev kızına mı dönüşüyorum yoksa?!
naayııır!
ama bi dakka! huh! allahtan hala yemek yapmaya merak salmadım. tutunacak bi dal buldum en azından, holey!

5 Ekim 2008 Pazar

Güzeldi'li geçmiş zamanları düşünüyorum
şimdi...

4 Ekim 2008 Cumartesi

yürüyorum gündüz gece


seneler önce başlamıştı bende herşeyde bi hikmet arama şeysi,
neysi.. huyu, takıntısı, alışkanlığı, meziyeti, kabiliyeti.. ne dersen..
o zaman daha bi güzel olmuştu her şey.
daha bi kolay, tatlı, sevimli.
bulamadığım da oldu.
uzun boyumdan yüksekteki sırlara erişemedim bazen.
orda bi yerdeydi ama, bunu bilmek bile teselliydi.
elimdekilerle idare ettim, hayat da beni idare etti.
geldik bugünlere.
bugünün hikmeti yarında gizli, yarın bana meçhul henüz.
acelem yok, böyle sakin, böyle rahat.
bazen bilmemek de güzel, onda da var bir hikmet.