foton kuşağını ilk öğrendiğim zaman ürkmüştüm, ya gerçekse diye.üç yıl kaldı şunun şurası. söylenene göre 2012'de acaip ve garaib, fevkaladenin fevkinde, olağanın üstünde şeyler olacak. bu fotona girince dünya karanlığa gömülecek, sonra anormal bir aydınlık olacak, sonra canlılar fiziken güçleneceği gibi, insanlar zihnen de psişik güçlere sahip olacaklar, telepati yapabilip düşünceleri algılayabilecekler.
açıkçası pek inanmadım ben, çünkü herkesin kabul ettiği ve kanıtlanabilmiş bir teori değil. bir kere işin içinde ufolar var, ilk beş günlük sürede yoğun ufo inişleri olacak deniliyor, ufoları da iplemediğimiz için bu teori baştan inandırıcılığını yitiriyor. ayrıca bununla ilgili herhangi bir hadis ya da başka bir rivayet de okumadım. ayrıca kıyamet alameti desek, bana kıyamete 3 yıldan fazla bir süre var gibi geliyor. (kıyametin kopuşundan hemen önce 3 gün karanlık + 3 gün aydınlık rivayeti var ancak önce mehdi, deccal, mesih'in gelmesi gerekiyor, o da apar topar olmaz, tabi yine de kesin bir şey söylemek mümkün değil) ayrıca 2127 yılına kadar sürecek deniliyor bu süreç, bu daha da karmaşık. 115 yıl boyunca algıları açık mı gezecek insanlık? niyetler ortaya dökülünce hem kocaman savaşlara yol açar bu, hem birleşmelere, tüm zıtlıklar zirvesini bulur.
bir de ahmet maranki'nin ve mehmet ali bulut'un bu olayı benimseyip anlatması var ki, o kısmı biraz daha kafa karıştırıcı. yalnız ben maranki'yi de, mehmet ali bulut'u da pek iplemediğim için yine bu söyleme pek itibar etmiyorum.
şimdi enteresan olan şu tabi ki. hadi diyelim üç yıl sonra bu söylem gerçekleşti. ilk dört gün sıkıntılı geçti, atlattık. beşinci günden sonra hepimizde bir dinçlik, bir süpermenlik olmaya başladı veee en şahanesi hepimiz birbirimizin aklından geçenleri görmeye, duymaya, hissetmeye başladık. fiyuuu valla süper!
işte ilk duyduğumda bu yüzden tırsmıştım biraz. düşünsene kimin hakkında ne düşünüyorsan şıp diye bilinecek, kendi adıma o kadar da iyi bir şey olmazdı bu o zamanlar.
bugün yine aklıma geldi bu foton. (ismi bile komik geliyor bana. foton foton.. hızlı oku bak, komik hakikaten :P)
şimdi böyle bir olaya hazır olduğumu farkettim. hatta keşke öyle bir şey olsa da herkes hakkında ne düşündüğümü bilse dedim. bu benim hayatımı daha bile kolaylaştırırdı. çünkü bazen kelimeler ifadeye yetmiyor düşünceleri ve yanlış anlaşılma korkusuna susmak tercih ediliyor. hele karşındaki insanın anlama kapasitesi düşükse kullandığın kelime sayısı ya çok azalıyor ya çok artıyor, ikisi de can sıkıyor. ben samimiyetimin anlaşılmadığını anladığım durumlarda hiç uğraşmıyorum insanlarla. çünkü zaten bana faydası olmaz bu tiplerin, haliyle de muhatab olmam gerekmez. onun için bu foton olayı benim işime gelir. hal-i hazırda genellikle düşüncelerimi derleyip toplayıp orijinalini bozmadan söyleyen bir tip olduğum için bana pek zararı olmaz. cümle kurma derdinden kurtulurum ne güzel.
bu durumda benim asıl merak ettiğim benden başkalarının bana söylemeyip de içlerinde tuttukları şeylerin ne olduğu. malesef özü sözü bir olmadığını düşündüğüm çok kişi var ve böyle bir durumda bunlarla yüzleşmeyi çok isterdim. insanlar konusunda hislerim kuvvetli olduğu ve yüz ifadelerinden, tavırlarından zaten pek çok şeyi çözebildiğim için az-çok anlıyorum kimin ne zaman ne demek istediğini. ama yine de mesele yakınımdakiler olunca göz ardı edebiliyorum bunları, bir şeyler bozulmasın diye. oysa ki foton güzel bahane olurdu. ne güzel kimlerle hayatına devam edeceğin, kimlerle defterleri kapatacağın belli olabilecek. evet belki biraz can yakıcı ama bence bu acı çok önemli değil. samimiyet ve dürüstlük her zaman daha mühim. ve eğer ortada bunlar yoksa kimsenin yokluğu beni etkilemez Allah'ın izniyle (büyük konuşma payını da çıkarayım aradan)
üç yıl dediğin nedir ki, şıp diye geçer. o zaman görüşürüz bunları yeniden...
ilgili makaleler; bu
bu da var
bi de bu
